Yaşamaya çalıştığımız
Başkent, daha doğrusu "Başköy" sorumluların "sorumsuzluğundan" dolayı 2000
yılının ilk ayında karanlığa ve soğuğa teslim oldu! Başkentliler elektrik
ve doğalgaz kesintisi nedeniyle çifte kabus yaşıyor. Özellikle EGO'nun
BOTAŞ'ın "yeni abone kaydının ivedilikle durdurulması" talebini hiçe sayarak
abone sayısını hızla yükseltmesi yaşanan krizin önemli bir nedeni.
Hava sıcaklığının eksi
10 dereceye düştüğü Başkent'te doğalgaz tüketiminin aşırı artması nedeniyle
ısınma krizi yaşandı. Aşırı soğuk nedeniyle bol tüketimin yapıldığı önceki
gece İstanbul'dan gelen doğalgazın basıncı 7 bara kadar düştü. Daha önce
yeni abone kaydetmemesi için uyarılan, ancak bu uyarıya aldırmayarak yeni
abone kaydetmek için yoğun bir kampanyaya girişen Ankara Büyükşehir Belediye
Başkanı İ. Melih Gökçek, Ankara'da uzun zamandır bu kadar soğuk yaşanmadığını
belirterek, normal günlerde 3.5 milyon metreküp olan doğalgaz sarfiyatının
önceki gece ilk defa 6.5 milyon metreküp gibi yüksek bir orana ulaştığını
söyledi.
Öte yandan BOTAŞ'dan
yapılan yazılı açıklamada ise bu sıkıntıların yaşanmaması için Büyükşehir
Belediyesi'nin yeni abone kayıtlarının ivedi olarak durdurulması gerektiği
belirtilerek, belediye eleştirildi. Ayrıca, ana iletim hattındaki arz talep
dengesini oluşturabilmek için kesilebilir sanayicilerin ve oto prodüktörlerin
doğalgaz arzlarının durdurulduğu da bildirildi.
Bütün bu açıklamalar
ışığında sağlıklı bir değerlendirme yaparsak, ortaya hiç de hoş olmayan
bir durum çıkmakta. Türkiye Cumhuriyeti'nin Başkent'i mevcut durumuyla
adeta "Başköy"ü andırmakta ve bu "Başköy"e de iyibir "muhtar" lazım demekten
öteye geçemiyoruz!..
Başkan
Gökçek'i kendi basın bürosu yalanlıyor...
Başkent'te hava tertemiz!
Ankara Büyükşehir Belediyesi
Basın Bürosu'nun 14 Ocak Cuma günü gazete bürolarına geçtiği "Ankara 2000
yılına temiz havayla girdi..." başlıklı bültenin devamında "6 Ocak - 11
Ocak tarihleri arasında yapılan hava kirliliği ölçümlerinde Ankara tüm
semtlerinde kalite sınır değerlerinin altında kaldı..." deniyor. 6 Ocak
Perşembe günü günlük bir gazetede yer alan haberde ise Başkan İ. Melih
Gökçek'le ilgili "Ankara'da hava kirliliğinin tehlikeli bir boyuta ulaştığını
kabul eden Gökçek, kaçak kömür girişinin ancak verilen cezaların artırılmasıyla
mümkün olacağını belirtiyor" deniyordu!
Kendisini yakından tanıyanlarca
"iyi bir demogog" olarak nitelendirilen Ankara Büyükşehir Belediye
Başkanı İ. Melih Gökçek'in bir gazetede çıkan "Ankara'da hava kirliliği
tehlikeli bir boyutta" açıklamasıyla birlikte Başkent'in hemen hemen hertarafında
yayınlattığı bilboard ilanlarında Başkent'te yaşayanları "ihbarcılığa"
davet eden duyurularına rağmen Başkent'teki hava kirliliği yine İ. Melih
Gökçek'in basın bürosu tarafından yalanlandı!
Ankara Büyükşehir Belediyesi
Basın Bürosu'nun 14 Ocak Cuma günü gazete bürolarına geçtiği bültende "Ankara
2000 yılına temiz havayla girdi" denildikten sonra "06 Ocak - 11 Ocak tarihleri
arasında yapılan hava kirliliği ölçümlerinde Ankara tüm semtlerinde kalite
sınır değerlerinin altında kaldı..." denilmekte ve haber şöyle devam etmekte:
"2000 yılına girdiğimiz
şu günlerde Ankaralılar temiz hava soluyarak yaşamlarını devam ettiriyorlar.
Refik Saydam Hıfzısıhha
Merkezi Başkanlığı Ankara hava kirliliği ölçüm sonuçlarına göre 6 Ocak
- 11 Ocak tarihleri arasında hava kirletici yoğunluklarında kükürtdioksit
oranı en fazla 84 mikrograma ulaşırken partikül madde oranı da en yüksek
71 mikrogramda kaldı. 8 Ocak günü havadaki kükürtdioksit oranı 23 mikrogram
partikül madde oranı ise 34 mikrogram ölçülerek Ankara'da şehir ortalamasında
en temiz gün yaşandı.
Söz konusu hafta içinde,
hava kalitesinin korunması yönetmeliğine göre kükürtdioksit için metreküp
havada 400 mikrogram, partikül madde için 300 mikrogram olan kalite sınır
değerleri göz önüne alındığında Başkentliler 2000 yılını da temiz hava
soluyarak karşıladılar."
"KÖMÜR DOSYASI" ADLI
İNCELEMEMİZ GELECEK SAYIDA
Başkent Ankara'da yıllardan
bu yana "Belko kömürü - kaçak kömür" (!) kavgasının gerçek içyüzünü yine
gazeteniz kentHABER'de bulacaksınız. Bugüne kadar Başkent'te yaşayanların
kafasını karıştıran, kavram kargaşası yaratarak politika üretenlerin ve
bu konuyal ilgili olarak "shovlar" düzenleyenlerin gerçek yüzünü önümüzdeki
sayıda ibretle okuyacaksınız.
Belediye
Başkanı'na yakışan davranış
Baba ve iki çocuk donmaktan
kurtuldu

Hükümetin
enflasyon hedefine belediyelerden çomak
Hükümete 'çöp' darbesi
Hükümetin 2000 yılı için
yüzde 20-25'lik enflasyon hedefine yerel yönetimlerden büyük darbe geldi.
Özel sektörün bile "Hükümetin enflasyon hedefine uyacağız" mesajları vermesine
karşın, Başkent'te birçok belediye çöp vergisini 1999'daki düzeyinin bir
kat üstüne çıkardı. Başkent'teki söz konusu belediyeler çöp vergisi değerlerini
belirlerken, Hükümet'in 2000 yılı için öngördüğü yüzde 26.05'lik artış
oranını da hiçe saydılar.
Bunun ötesinde bugüne
kadarher belediye çöp vergisini kendi belediye meclisinde kabul ederken,
bu yıl verilen bir teklifle Ankara'daki ilçe belediyelerinin ücretleri
Büyükşehir Belediyesi'nde yapılan toplantıda ele alındı ve karara bağlandı.
2000 yılının çevre vergisini
ödemek için tahsil bürolarına giden Ankaralılar burada "çevre temizlik
vergisi tarifesi Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 1 Kasım 1999 gün
ve 652 sayılı kararına göre yeniden belirlenmiştir" yazısıyla karşılaştılar.
Bu yazıya şaşırmayan mükellefler vergilerini öderken ortak kararla yüzde
yüz artış olduğunu öğrenince hayli şaşırdılar.
Çevre Temizlik Vergisi'nin
hesaplanması yöntemi, Maliye Bakanlığı tarafından, o yıla ilişkin 'yeniden
değerleme' oranı esas alınarak belirleniyor. Buna göre, Maliye Bakanlığı
2000 yılı için bu oranı yüzde 26.05 olarak ilan etti. Bakanlık, 1999 yılı
için uygulanacak yeniden değerlendirme oranını yüzde 52.1 olarak belirledi.
Çevre temizlik vergisi için yapılacak hesaplamada da yüzde 52.1'in yarısı
olan, yüzde 26.05 oranının esas alınması gerekiyor.
BAŞKANLAR FARKLI GÖRÜŞTELER
Büyükşehir Belediye Meclisi'nde
ortak karar alan ilçe belediye başkanları da uygulamalar konusunda farklı
görüş bildirdiler. Mamak Belediye Başkanı Gazi Şahin Biz verginin yüzde
yüz artırılmasını istiyorduk. Meclisin verdiği karardan memnunuz" derken,
Yenimahalle Belediye Başkanı Tuncay Alemdaroğlu, "Büyükşehir Belediye Meclisi'nde
bir karar alındı. Biz de bu karara uyum sağladık. Bütün ilçeler aynı oranda
vergi alıyor. Vergi üç milyon liradan 7 milyon liraya çıktı. 7 milyon lira
bir yılda alınıyor. Bir konuttan verdiğiniz temizlik hizmetini 7 milyon
lira ile karşılamak mümkün değil. Fazla olduğunu düşünmüyorum" dedi.
Gölbaşı Belediye Başkanı
Cevdet Kara ise "biz bu yüksek artışı uygulamak istemiyoruz. Zaten önceki
vergiyi bile ödemekte zorluk çeken vatandaşlarımız var. Biz bu artışa sıcak
bakmıyoruz. Henüz tahsil etmeye de başlamadık" dedi.
NEDEN BÖYLE BİR KARAR?
Çankaya Belediye Başkanı
Haydar Yılmaz ise "Biz çevre temizlik vergisini Mart, Nisan ve Mayıs aylarında
alacağız. Biz bu artışı kendi meclisimizde görüşeceğiz elbette. Burada
verilen kararın ardından bizde farklı bir karar alabileceğimizi zannetmiyorum.
Ama değerlendireceğiz. Niçin Büyükşehir Belediye Meclisinde böyle bir kararın
alındığını da bilmiyorum" derken Keçiören Belediyesi'nde de 1999 yılı için
3 milyon 800 bin lira olarak uygulanan çöp vergisinin 2000 yılı için 5
milyon 500 bin lira olarak alındığı öğrenildi.
Başkent Hastanesi'nin Bahçelievler'de imar plan ve mevzuatına tamamen aykırı biçimde yerleşimini sürdürmesi üzerine başlayan tartışma büyüyor
Ankara Nazım İmar Planı'na
göre konut bölgesi olarak düzenlenen ve 4 kata kadar imar izni verilen
Bahçelievler'de, Başkent Hastanesi'ne 8 kat için imar izni çıkması akıllara
pek çok soru getirdi. Geçtiğimiz günlerde Hürriyet gazetesinin de sayfalarında
geniş yer verdiği usulsüzlüğün bir başka yönü de, Anıtkabir'in şehrin her
tarafından görülmesi gerekirken hastaneye 8 kat çıkıldığında bu düzene
de aykırı davranılmış olması. Çankaya Belediyesi 15.10.1999'da yapı ile
ilgili inceleme yapmış ve hastane inşaatının projeye aykırı olduğunu tespit
ederek, yapının projeye uygun hale getirilmesi için bir ay süre vermiş
ve yapı mühürlenmiş.
Ancak buna rağmen gerek
Başkent Üniversitesi Hastanesi'nin 8 kat inşaatı, gerekse bölgede hastaneye
ek olarak düşünülen 5 tesisin inşaatı sürmüş. Son olarak ise Büyükşeihr
Belediye Meclisi 30.11.1999'da Başkent Hastanesi lehine nazım imar planını
değiştirerek 4 katlı bölgede 8 katlı binaya imar onayı vermiş. Olayın şaşırtıcı
tarafı bu imar iznine belediye meclisinde bulunan CHP, Fazilet ve MHP gruplarının
hepsinin "evet" demesi. DSP dışındaki partilerin oybirliği ile çıkan kararla,
Bahçelievler konut alanları, sağlık tesisi kullanım alanına dönüşecek.
Çünkü hastane 8 katlı binasıyla birlikte 5 farklı yerde de ek tesis inşaatını
sürdürüyor.
Bölge halkı inşaatlardan
son derece rahatsız TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanlığı, 30.12.1999
tarihinde Ankara 10. İdare Mahkemesi'ne başvurarak, kent planlarına aykırı
davranan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı aleyhine bir dava açtı.
Mimarlar Odası Genel Sekreteri Vedat Ağca gazetemize yaptığı açıklamada,
belediyenin aldığı kararla ilgili iptal davası açtıklarını, Bahçelievler
sakinlerinin 40 kişilik dilekçesinin de mahkemeye sunulacağını ifade etti.
Ağca, tepeden inme bir imar planı değişikliği yapıldığın, dava konusu belediye
meclis kararının uygulanması durumunda, bölgede planlamasız ve gelişigüzel
bir yapılanmanın gerçekleşeceğini söyledi. Ağca, "Konut bölgesine hastane
yapılarak semt sakinleri gürültü ve görüntü erozyonuna maruz bırakılıyor.
Hastane tam anlamıyla faaliyete geçtiğinde aşırı yoğunluk nedeniyle ulaşım
felce uğrayacak ve hastane atıkları yüzünden semt sokakları mikrop saçacak"
dedi.
"Kamu menfaati, çevre
sağlığı ve şehir planlaması gibi kent halkı için vazgeçilmez unsurların
gözardı edildiği uygulamanın, ne gibi rant beklentilerine cevap verdiğini
merak ediyoruz" diyen Ağca, yürütmenin biran önce durdurulması gerektiğini
söyledi. Başta semt sakinleri olmak üzere Ankaralılar'ın da isteği şu:
Hastane yapılması gerekiyorsa yapılsın. Ancak yerleşim yerlerimiz işgal
edilmeden, Anıtkabir görüntümüz bozulmadan ve işin içine rant pazarlıkları
girmeden!..